30 Aralık 2013 Pazartesi

How to remove (dark) circles around eyes/ Göz çevrenizde oluşan halkalardan kurtulun!!!

Göz altı çevresi yüzümüzde son derece hassas davranılması gerekli bir bölge. 
Bu nedenle göz çevresine  gelişigüzel şekilde hiç bir kozmetik maddesi uygulanmamalı. Önceki yazılarımda bu bölgenin hassasiyetinin altını çizmiştim. Göz çevresi ne yazık ki daha özenli davranılmayı bekliyor ve bu özen gösterilmediğinde sonuçlarını kısa sürede kalıcı şekilde gösteriyor. 
İlk olarak unutmamanız gereken şey yüzünüze sürdüğünüz fondöten, BB krem ya da temizleyicileri göz altınıza, yani göz çevrenize uygulamamanız gerekliliği. Bu ürünler göz çevresinin nefes almasını engeller ve ne yazık ki bu bölgenin yıpranmasını hızlandırır, derinin zarar görmesine ve zamanla incelmesine dolayısıyla morlukların da artmasını hızlandırabilir.

Bu bölgeyi mümkün olduğunca hava alacak şekilde bırakın. Bu bölgedeki yıpranmaları engellemek ve morluklardan kurtulmak için ilk ve en önemli tavsiyem bu bölgeyi mümkün olduğunca kozmetik ürünlerinden uzak tutmanız ve suyla bu bölgede bakım yapmanız, detoks işlevini düşünerek  zaman zaman salatalık dilimleriyle bu bölgeyi rahatlatabilirsiniz. 

Concealer kullanıyor iseniz (pek de tavsiye etmiyorum), yine sürdüğünüz concealer'ı hergün yalnızca bu hassas bölgeye uygun bir temizleyici ile temizlemeniz gerekiyor, yüzünüzün geneline uyguladığınız temizleyici ürünleri bu bölgeden uzak tutun. 

25 yaş ve üstünde göz altı bölgesinin bakımı daha ciddiye alınmalı ve artık göz çevresi bakım kremleri kullanılmaya başlanmalı, ben başladım ve başladığım ürünü de burada tanıtmak istiyorum. Bu kullandığım Clinique markasının all about eyes serisinden bir ürün ve ürünün göz çevresi kırışıklıklarını ve morluklarını %50 ye kadar azalttığı iddia ediliyor, henüz kendimde gözle görülür değişiklik olduğunu düşünmüyorum ancak kullanmaya başladıktan sonra yüzümün bu bölgesine karşı daha disiplinli davranır oldum mesela güneş gözlüğümü kullanmayı ihmal etmiyorum, (madem kırışıklıklar gitsin diye krem kullanıyoruz yeni kırışıklıklar olmaması için de çaba sarf etmek lazım), ne yazık ki fiyatı yüksek bir ürün ancak kampanya dönemlerinde birden fazla alınarak uzun vadeli kullanılıp tasarruf edinilebilir.
15 Ml'lik tüpte olanı kullanıyorum sanırım zaten 15Ml'lik şekilde satılıyor.
 Ancak aşağıdaki gibi 15Ml'lik küçücük kavonozda olan versiyonu da mevcut ikisi de aynı krem.
Uyarmakta fayda görüyorum hücrelerimizin zamana karşı yaşlanmaları kaçınılmaz ancak bizim elimizden gelen bu yaşlanmanın yavaşlamasına yardımcı olacak yöntemlerden faydalanmak, ve bu kremi gece yatmadan önce göz çevresine uygulamak bu yöntemlerden sadece biri, suyla bakım ve salatalık detoksunu da unutmayın!!!

29 Aralık 2013 Pazar

How to get soft hands/Yumuşak ellerin sırrı

Bugünlerde ellerime gereken özeni gösteremedim ve ellerimin üzerinde kızarıklıklar oluştu. Bu kızarıklık ne yazık ki soğuk havanın eseri. Bugün ellerimdeki bu sıkıntıdan yola çıkarak şimdiye kadar kullandığım ancak yakın zamanda kullanmayı ihmal ettiğim bir ürünü sizinle paylaşmak istedim ayrıca bu ürünü satın alırken yanlışlıkla aynı markanın bir başka kremini de almıştım bu ürünü de burada karşılaştırmayı ve ikisinin farklı ürün olduğuna dikkatinizi çekmek istedim.

Neredeyse çantamda el kremi gezdirmeğim gün yoktur ancak şu son günlerde ellerime gerektiği özeni gösteremediğimden ellerimin üzerinde yani dış kısmında kızarıklıklar oluştu tabi bunun sebebini kesinlikle çok ciddi soğuklara bağlıyorum. Bu soğuklarda ellerimi savunmasız bıraktım.
Diyelim ki nemli bir bölgede oturuyorsunuz, elleriniz nemin avantajını kullanır ve çok fazla kurumaz. Ancak herkes için bu durum böyle olmayabilir. Kışların soğuk ve kuru geçtiği bölgelerde bizler cildimizi son derece disiplinli şekilde korumalıyız. Mesela çok kuru ve soğuk havalarda yalnızca Bepanthen krem ile ellerimi koruduğumu bilirim. Uzun uğraşlarla Bepanthen krem yerine günlük kullanabileceğim bir el kremi keşfettim. Bu krem beni Alp Dağlarının ayazında bile korudu, kendisi el kremi olmasına rağmen itiraf etmeliyim ki İsviçre Alplerin soğuğunda bu kremi yüzüme dahi sürdüm ve faydasını gördüm. (ama tabi ki Türkiye için bu kadar yoğun bir kremi yalnızca ellerinize sürün derim)
Krem markasını herkes duyuyor ancak bu markanın bugün iki kremini ele alacağım birinci krem benim çok başarılı bulduğum ancak ikinci krem idare eder diyebileceğim bir krem.
İlk olarak ellerime sürdüğümde hemen eldeki yoğunluk hissiyle (Bepanthen krem kullanmış olanlar da bu hissi tanırlar) başarılı bir krem olduğunu gösteren kremin resmini ekliyorum


Bu kremin hemen belirtmeliyim benim elimdeki ambalajında 50 ml için 200 kullanımlık olduğu yazıyor, Türkiyede satılan ürünün 75 ml olduğunu biliyorum dolayısıyla 300 kullanımlık bir ürün yukarıda gördüğünüz ebattaki krem.

Ancak bir de aşağıdaki diğer Neutrogena ürürüne dikkatinizi çekmeliyim.


Bu ürün ne yazık ki ellerimi kışın kuru soğuğuna karşı istedim şekilde koruyamıyor. Bu kremin ayırıcı özelliği ilk bahsettiğim kreme göre daha kolay emilmesi ama kuru havalarda ellerinizi koruyabileceği hissini ne yazık ki bu krem yukarıda bahsettiğim kadar sağlayamıyor. Bunlar kesinlikle kendi kişisel tecrübelerime dayanarak edindiğim subjektif izlenimlerimi aktardım, dolayısıyla  seçim yine sizin seçiminiz.

28 Aralık 2013 Cumartesi

3 Steps to get shining face/3 Adımda cildinizi parlatın!

Yalnızca 3 adımda cildinizi parlatabilirsiniz.

Henüz ürün tanıtımlarına geçmediğim için ürünleri daha sonraki yazılarımda ayrıntılı şekilde işleyeceğim ancak burada günlük 3 adımda nasıl cildinizi temizler, parlatır ve nasıl sağlıklı bir cilde kavuşursunuz buna bir bakalım.

İlk adımla başlayalım. İlk adım cildinizde biriken ve gözenekleri kapatan kir, toz, egzoz dumanı gibi zararlı maddelerin arındırılması aşaması. Bu aşamada kullandığınız ürün her ne olursa olsun (peeling, jel, köpük vs.) tavsiyem yüzünüze masaj yaparak bu ürünü uygulamanız. Yüzünüzdeki kan dolaşımını bu sayede harekete geçirirsiniz ve bu yüzünüzün sağlıklı kalmasına yardımcı olur.

İkinci adımda temizleme jeli ya da köpüğüyle açılmış olan gözeneklerin tonikle temizlenmesi aşaması, bu aşamayı her zaman yapmanız gerekli değil ancak gözeneklerin derinliklerine yerleşen kirlerin pamuğa sürülmüş tonikle çıkması gerekir dolayısıyla yüzünüzün kirlendiğinden emin iseniz, ya da föndoten benzeri kapatıcılar kullandı iseniz mutlaka tonik kullanmalısınız.

Son aşamada ise cildin nemlendirilmesi fazı karşımıza çıkıyor. Burası Cildinizi kışa hazırlayın başlıklı yazımda ayrıntılı şekilde anlattığım gibi, cildin dışa karşı korunmasındaki en önemli aşama. Cildiniz ancak yüzünüze uygun bir nemlendirici ile nemleneceğinden doğru nemlendiriciyi cildinizin ihtiyacı olan miktarda uygulayın. 

Cildinize hangi ürünlerin en uygun olduğuna tek başına karar vermeniz biraz güç olabilir, dolayısıyla bu ürünleri satın alırken bir uzman yardımından faydalanmalısınız. Mesela hassas bir cilt sahibi iseniz her tonik ve temizleme jeli size uygun değildir, mesela kuru ciltler için olan bir nemlendirici normal cilt sahibi iseniz sizin cildinizde yağlanmaya sebebiyet vererek sivilceler meydana getirebilir. Sonuçta doğru ürünü de kullanmazsanız pek çok istenmeyen durumla da karşılaşabilirsiniz, lütfen ürünleri seçerken uzman yardımına başvurun!!! 

27 Aralık 2013 Cuma

Get your skin ready for Winter/Cildinizi kışa hazırlayın

Cildiniz kışa hazır mı? 
Kışın soğuk hava sizi yalnızca üşütmekle kalmıyor cildinize de zarar veriyor. Peki cildinizi soğuğa karşı  ne kadar ve nasıl koruyorsunuz? İşte bugün soğuğun cildimiz özellikle de yüzümüzde meydana getirdiği zararları en aza indireceğimiz yöntemlerden bahsedeceğim.
Yüzünüz eğer hassas ise, genellikle hassas ciltlerde soğuğun etkisi kuruluk veya kızarıklık şeklinde kendini gösterdiğinden, bu konuyu hassas ciltler üzerinden konuşacağım.
Kışın cildiniz soğuk ve ayazlı havada nemini kaybettiğinden istenmeyen bir kuruluk hissedersiniz, bu kuruluk hissinin sebepleri değişken olabilir.(mesela cildinizin susuz kalması, çeşitli cilt hastalıkları gibi). Ancak burada cildin nem dengesinin değişmesinden yani havanın soğukluğu sebebiyle yaşadığımız cilt kuruluğundan bahsediyorum ve buna karşı uygulanması gereken hususları sıralayacağım.
Öncelikle cildinizin temizliğine mutlaka dikkat etmelisiniz. İyi arındırılmayan cilt gözenekleri zamanla tıkanarak cildin yağ ve nem dengesinin bozulmasına davetiye çıkartıyor. 
İyi temizlenmiş bir cildin nem dengesi iyi bir nemlendirici kullanılarak muhafaza edilebilir. 
Burada dikkatinizi birşeye çekmek istiyorum, kurumuş bir cilde nemlendirici sürdüğünüzde cildinizde ilk an yanma hissi hissedebilirsiniz, bu his, tıpkı çatlamış susuz toprağın sulandığında çatlamış yerlerinde meydana gelen hareketlenme gibidir, su çatlamış toğrağı bir bakıma yakar ve kurumuş cildiniz de nemlendiriciyle ilk buluştuğu anda benzer tepki gösterir. Ama yılmadan tükenmeden sabah ve akşam cildinizi temizledikten sonra nemlendirici kullanarak cildinizi soğuk kış günlerinde kurumasına engel olabilirsiniz. Ancak burada önemli bir hatırlatma ne yazık ki çok soğuk havalarda yalnızca nemlendirici kullanmanız yeterli olmayacak, (nemlendiriciler burada olmazsa olmazı oluşturuyor ama tek başlarına bazı zamanlarda yeterli değiller) evden dışarı çıktığınızda nemlendiricinin üzerine ya BB Krem, Fondöten ya da Pudra sürmeniz yüzünüzü soğuktan koruyacak ve tabi eve geldiğinizde bunların temizlenmesine gereken özeni göstermelisiniz.


26 Aralık 2013 Perşembe

Easy Ways to Get Shining hair/Parlak Saçlar için İpuçları


Eğer saçlarınızın hacimsizliğinden ve matlığından şikayetçiyseniz, yazıyı okumaya başlamanızı şiddetle tavsiye ediyorum, yazdıklarım tamamen kendi tecrübelerime dayanmaktadır. Siz de  bu yöntemleri denediğinizde nasıl işe yaradıklarına şahit olacaksınız.
Öncelikle sizlere saçları besleyici doğal yöntemlerden bahsedelim ve sonra da saç kreminin önemi ile bitirelim.

İlk ele alacağım doğal bakım kaynağı zeytin yağı. Uzun süredir zeytin yağının saçlarda ve saç derisinde tazelik ve canlandırma özelliği olduğunu tecrübe ettim. Peki ama nasıl uygulamalısınız da siz de bu farkı görmelisiniz? Zeytin yağını banyonuzda elinizle kolay ulaşabileceğiniz bir krem kabı gibi bir kapta işinize yarayacak miktarda bulundurun. Bu kabın içindeki zeytinyağını banyodan bir iki saat önce parmaklarınızın ucu vasıtasıyla saçınızın diplerine uygulayın, ben bu parmak ucuna alınan zeytinyağıyla masaj işlemini saçı bir dünya zeytinyağına boğmak yerine tercih ediyorum. Zaten dikkatli olunması gereken bir husus burada şu, eğer ki zeytin yağı fazla kullanılırsa bunu arındırmak bir sorunsal haline geliyor ve çok daha fazla kimyasal kullanmanız zorunluluğu doğuyor, tabi bu da saça yarar mı daha çok zarar mı buyrun orasını siz düşünün. Kısaca saç diplerinize parmaklarınızla alabileceğiniz kadar zeytinyağını masajla uygulayıp bir-iki saat beklediğinizde saç diplerinizin canlandığını ve saçların diplerden hacimlendiğini fark edeceksiniz. 

Tabi ikinci doğal bakım ürünümüz ise Argan yağı. Argan yağı Fas'a kadar uzanan bir güzellik kaynağı. Bu yağ UNESCO'nun koruma altına almış olduğu bir ağaç türünün meyvesinden elde edilmekteymiş  ve rivayete göre Fenikelilerden bu yana bu coğrafyanın kadınlarının güzelliklik iksiriymiş.
Peki biz bu yağı saçlarımıza nasıl uygulayacağız, yukarıda zeytin yağı için anlattıklarım aynı şekilde Argan yağının saçlara uygulanmasında da geçerli. Banyonuzda elinizin kolay ulaşacağı yerde küçük bir kapta Argan yağı bulundurun ve banyo yapmadan bir iki saat önce bu yağı parmak ucu masajıyla saç diplerinize uygulayın. Saç diplerinizi bu şekilde uyarmanız saçlarınıza kökten hacim kazandırmakta bunu siz de saçlarınızı arındırıp sonrasında kuruttuğunuzda fark edeceksiniz.

Saç diplerinize yaptığınız bu doğal bakımdan saç uçlarınızın da faydalanmasını isterseniz saç uçlarını diplerdeki yağı alacak şekilde başınızda gezirin. Saç uçlarınızda kırıklar varsa bu kırıkları bir an önce kestirmelisiniz çünkü saç tellerinin sağlığı saç diplerine bağlı olduğu kadar saç uçlarının da sağlıklı olmasına bağlı.
Saç parlaklığınızı korumak için hiçbir zaman saç kremi kullanmayı da ihmal etmeyin. Saç kremini uygularken saç diplerinizden uzat tutun ve saç uçlarınıza yönelin. Ancak çok fazla kullanmaktan  kimyasalların zararlarını göze alarak kaçının.




25 Aralık 2013 Çarşamba

Care your eyes/Gözlerinize değer verin!


Gözlerimize yaptığımız hatalar ve gözlerimizi bu hatalardan koruma yolları neler bugün bunları masaya yatıralım istedim.

1. Öyle ya da böyle pek çoğumuz kontakt lens kullanıyoruz takıp çıkartmanın zor olduğu düşüncesiyle gece lensli gözlerle uyumayı tercih ediyoruz. İşte bu farkında olmadan gözlerimize yaptığımız en büyük hata lenslerle uyuyor olmamız. Uyurken bizler hiç farkında olmadan lenslerin içinde yaşayan mikro canlılar kısa sürede de olsa makro bir düzen kurabilirler kendilerine ve ne yazık ki bu uzun vadede gözlerin ağır zarar görmesine ve hatta görme fonksiyon kaybına sebebiyet verebilir. Lenslerin her gün kullanılmasına karşı birisi olarak size hem gece asla lensler gözünüzdeyken uyumamanızı ve lensleri gözlerinizin sağlığı ve göz sıvısının dengesinin bozulmaması için (tabi aksi halde göz kuruluğuyla yüzleşiyoruz) lenslerinizi gün aşırı kullanmanızı tavsiye ederim. Böylece kimi günler gözlük kullanarak siz de imajınızı yenileme fırsatı bulabilirsiniz. Gözlerinizin de aksesuarlarının (değişik gözlükler, lensler gibi) boynunuza ya da parmaklarınıza taktıklarınız gibi çeşitlilik göstermesi kadar doğal birşey yok, bu duruma bir de bu açıdan yaklaşın.

2. E tabi ki göz bakımı gözün salt korunmasından ibaret değildir. Gözlerin korunması için kalitesiz hiçbir gözlük modelini sakın tercih etmeyin, gözlerde kalıcı bozukluklar yapabiliyor, ayrıca kalitesiz gözlük camlarının kalıcı baş ağrısına sebebiyet verdiği iddia ediliyor. Dolayısıyla rahatlıkla diyebiliyorum ki güneş gözlüğü yalnızca gözleri korumuyormuş, kafamızı da koruyormuş. Bir önemli nokta daha mesela, hassas göz çevresindeki kırışıklıkların da artmasına engel oluyor. Gözlük de takdir edersiniz ki yalnızca estetik kaygılarla alınabilecek bir aksesuar değil, estetiğin yanında sağlık da hesaba katılmalı ve güneşte görmenizi kolaylaştıran yüksek koruma kalitesi olan camlara sahip gözlükleri tercih etmelisiniz. Burada eğer lensinizi takmadan güneş gözlüğü kullanabilme arzusunda iseniz, optik camlara sahip güneş gözlükleri yapılabildiğinin hatırlatılmasında fayda var, bu sayede geceleri araç kullanırken dahi hayatınızın çok kolaylaşacağını unutmayın.



24 Aralık 2013 Salı

The most long-lasting beauty is Purity/En kalıcı güzellik Sadeliktir.


Güzellik nasıl kalıcı hale gelir ve bu doğrultuda acaba neler yapsak, bu hususlarda biraz kafa yordum ve vardığım sonuçları da sizlerle paylaşmak istedim.
İşte başlıyoruz!
Her kadın güzeldir. Ama güzelliğini korumayı herkes bilmez. Cildiniz için genç yaşlarda atılacak her adım geleceğe yapılacak servet değerinde yatırımlardır.
En çok yapılan ama en çok zarar getirecek hataları aşağıda ayrıntılı paylaşacağım.

1. Kullandığınız kozmetik ürünlerinin nitelik ve kaliteleri gözardı ederek kullanırsanız kötü sürprizlere hazır olmalısınız. 
Cildiniz sizin en değerli giysiniz, ifadesini kullanan pek çok reklam herkesin aklındadır. Türlü türlü ayakkabılar ya da kot pantolları için dünya para harcamaktan kaçınmıyorsunuzdur, peki cildiniz için kullanacaklarınızın kalitesiz ve ucuz olmasını düşünebiliyor musunuz, ayaklarınız için yaptığınız ayakkabı alışverişinizin ne kadarını cildinizi koruma düşüncesiyle aldığınız ürünlere yatırıyorsunuz. Ucuz alınan, niteliksiz, mesela kurşun içerikli kozmetik ürünlerinin taşıdığı kanserojen riskini her zaman aklınızın bir ucunda tutmalısınız. Bundan böyle sizin için kozmetik yalnızca estetik değil sağlık anlamına da gelsin ve yeni alacağınız ürünleri bu felsefeye göre şekillendirin.

2. Makyajınızı temizlemeden yatıyorsanız cildinize zulümlerin en büyüğünü yapıyorsunuz demektir.
Yüze sürülen her türlü maddeyi burada makyaj maddesi çerçevesinde değerlendirdiğim için göz kaleminizi, rimelinizi veya göz altı kapatıcınızı temizlemeden asla yatmamanız gerektiğini hatırlatıyorum. Bu söz konusu artık maddelerin bu çevrelerde birikmesi göz çevresi kırışıklıklarının en önemli sebeplerinden biri. Ayrıca göz çevresi temizliğinizi iyi yapmaz iseniz gözünüz sıvısında zaten o gün kullandığınız ürünlerin renklerini rahatlıkla görebilirsiniz. Ayrıca takdir edersiniz ki bu sıvı sayesinde o maddeler vücudunuzun başka yerlerinde gezme fırsatı bulmakta ve belki geniz akıntısına da karışarak belli yerlerde toplanmaktalar. Sadece göz çevresi değil fondöten, BB krem, CC krem, pudra ve allıkları da yatmadan önce mutlaka temizlenmeli ki cildiniz nefes alsın. Bu ürünlerin kullanımlarını gün aşırı olmasında fayda buluyorum çünkü cildimizin de dinlenmeye (nadasa bırakmak gibi birşey yani) ihtiyacı var. (bu konuları ileriki başlıklar altında daha ayrıntılı işleyeceğim).

3. Kontakt Lenslerini suni gözyaşı damlası olmadan kullanmak yine biz gençlerin yaptığı hataların başında geliyor. ileride (Çok da uzak bir zaman değil hatta yakın bir zaman diliminde) göz kuruluğuna tutulabilirsiniz. Aranızda gözlerinde kuruluk hissi hisseden lens kullanıcıları derhal doktora gitsinler tabi ama öncesinde bir eczaneden göz yaşı damlası alarak kullanmaya başlamalılar. (bu konu cild bakımı ile ilgili değil ama gözlerimizle ilgili o nedenle söylemeden geçemedim, dahası bu konuyu da ileri bir başlıkta ele alacağım.)

Tabi özetle!!!
Güzelliğin kalıcılığını en kolay onu sadelikle koruyarak sağlayabileceğimizi aklımızdan çıkarmamalıyız. Neticede en kalıcı güzellik zaten sadeliğin ta kendisi değil mi????




23 Aralık 2013 Pazartesi

How to buy the best product but still stay economical? En iyilere en ucuz ulaşmaya var mısın!!!

Kozmetik dünyasında yeni değilim ama kozmetikle ilgili bilgilerimi paylaşmaya henüz başladım. Bugünün konusunu ise, en iyi fiyatlarla en kaliteli cilt bakımı, makyaj ve parfümeri ürünlerini nasıl ve senenin hangi dönemlerinde yurt içinde elde edersiniz bunları sizinle paylaşacak şekilde belirledim.
Geçtiğimiz iki ayda 1000 Tlye yakın bir kozmetik alışverişim oldu kimine göre çok olabilir kimi için ise devede kulak. Anlıyorum!!! Ama ürünlerin piyasa değerleri 2000Tlnin üzerinde idi. Malum bizlerin kullandığı söz konusu ürünler yurt içinde lüks ürünler olarak algılanmakta (traş köpüğü dahi ihtiyaç değil lüks tüketimmiş!) ve %20 oranında bu ürünler için ÖTVyi de ödemekteyiz.(KDVmiz de var unutmayın;))
Şimdi dönelim neden ürünleri uygun almak önemli acaba, (Unless you are a member of one of top rich families in Turkey, please read as follows!) para herkese lazım, ayrıca en pahalısından ürünleri uygun fiyatlara alabilmiş olmanın hazzı ise bambaşka.
Geçen ay yurt dışından süper markaların ürünlerini Türkiyedekinin neredeyse dörtte biri fiyatına satın aldım ve takdir edersiniz ki ürünün Türkiye mağazalarındaki kabarık rakamlarını görmek kendi ödediğim miktarla karşılaştırdığımda bana haz veriyor, eğer sizin için durum böyle değilse okumayı burada bırakabilirsiniz!!! 
Hangi dönemlerde kaliteli cilt bakımı ve makyaj ürünlerini daha hesaplı alabiliriz sorusunun cevabına gelelim.
Önümüzde ne var YILBAŞI, dolayısıyla Kasım ayından itibaren pek çok kozmetik mağazası birbirlerine nispet edercesine '200 TLsi sizden 100Tlsi bizden' şeklinde kampanyalarla zihinlerde yerlerini aldılar. 
YILBAŞI arefesi kozmetik alışverişiniz için the BEST TIME!!!
Şimdi en hesaplı günlerin içerisindeyiz, dolayısıyla birikimlerinizle şimdi arzu ettiğiniz kaliteli ürünlerin pek çoğunu alabilirsiniz ve zaten bildiğiniz gibi kozmetik ürünlerinin hemen hemen hiçbirinin son kullanma tarihi olmuyor, bu ürünler kapaklarının açılma tarihinden başlayan sürelere tâbiler. Ürün ambalajlarının arka kısımlarında 6M, 12M, 24M, 36M şeklindeki ifadeyle bunların kaç aya kadar kullanılabilir olduklarını anlayabiliyoruz. İstediğiniz ürünleri indirim zamanlarında alın ve eğer kullanmayacaksanız alır almaz sakın açmayın.  
Amerika'ya gidenlerle getirttiğim kozmetik ürünlerimde de hep bu taktiği uyguluyorum ve bunun yurt içinde de uygulanır olduğunu bu Yılbaşı öncesi dönemde tecrübe ederek sizlere aktarıyorum. Şu anda kullanmadığım hiç açılmamış neredeyse yok pahasına aldığım Clinique Rimelim ve Mac Liquid Eyeliner'ım ihtiyacım olduğunda onları kullanmaya başlamam için bir köşede beni bekliyorlar.
Yılbaşı'nı kaçırdık veya diyelim ki paramızı ayarlayamamıştık önümüzdeki en ideal tarih Sevgililer Günü! Bu tarihin öncesinde de pekçok kampanyayla karşı karşıya kalıyoruz, yine bu kampanyalardan faydalanmanızı tavsiye ederim, aksi halde çok para bunlar çok !!!
Anne ve babanız ise mevzuu bahis ya da bayan kozmetik ürünleri ise yine takipte olduklarınız Anneler Günü ve eger ideal bir erkek parfümü ise almak istediğiniz Babalar Günü'ne yakın zamanlarda yapın alışverişinizi.
Duty Free Shop'larla ilgili olarak da bir hatırlatmada bulunarak bugünki başlığımızı tamamlayalım. Fransa Belçika Almanya gibi ülkeler ise destinasyonunuz sizi Duty Free fiyatları kesinlikle kandırmasın! Bu ülkelerin iç pazarlarındaki ürün ağı çok daha hesaplı. Ancak bir ürünün Duty Free'deki fiyatı o üründen birden fazla şekilde paketlendiği haller gibi durumlarda mantıklı ve kârlı olabilir aksi halde buralar Türkiye'de görmeye alıştığımız cinsten yüksek fiyatlarla satış sunmaktalar. 


22 Aralık 2013 Pazar

Here we go!!!



Uzun senelerdir öğrenciyim ve bu can yakıcı sıkıcı süreç halen devam etmekte. Yurt içi- yurt dışı lisansı doktorası derken ben kendimi sahada profesyonel manada öğrenci olarak buldum. Ama çocukluktan bir heves içimde hep bir makyaj eşyalarını kurcalama, o ruj neye uyar nasıl sürülür öğrenme merakı derken şu anda KOSMETIPS blogumun ilk satırlarını kaleme alıyorummmm!!!

Kosmetik ürünlerine olan duyarlılığımı anlamak için çocukluğuma iniyorum. Annemin anlattığına göre onunla ilk ciddi kavgamız, ben kaç yaşındayım tabi hatırlamıyorum, yani hatırlamayacak kadar küçüğüm, far paletini hunharca kurcalarken halıya indirmemle olmuş. Ben farların mahvolmasına   annem de tabi halının haline üzülmüş ama olayın sonrası benim kafada zaten yok annemde anlatmadı. Tabi o faciayla bitmedi ilgim çünkü şimdi hatırladıklarımdan yazıcam. Aile meclislerinde her kim makyaj çantası sahibiyse ben en çok o teyzeyi severdim, hemen yanında peyda olur, o çantadan kısmetime düşecek ruju ojeyi heyecanla beklerdim. Bu şirin ve renkli nesneleri aldırabilmek için çocuk aklımla attığım taklalar herkesin dikkatinde yer etmiş halen daha anlatılıyor da tabi insanın yüzü biraz kızarıyor.

Gelelim esas meseleye, bu blog neden var, bu yazar onca işini gücünü bırakıp neden yok efendim bugün hangi rujumu sürsem, gözüme hangi kalemi çeksem gibi sorulara kafa yorup, cevaplar bulmaya çalışacak, kısa ve net, artık içimdeki makyaj canavarı, iyi bir canavar olmaya karar verdi, beni alışverişten biraz uzaklaştırıp, blog yazarlığına yönlendirdi ve bu sayede kendi de dışarı çıkıp çevreye faydalı bir kozmetik canavarı olacakmış!!