22 Kasım 2014 Cumartesi

I am back.Tekrar başlıyoruz

Yine radikal bir kararla geri döndüm. İş güç ve günlük telaşlar derken blogumu ihmal ettim. Ancak ne var ki, kozmetik benim dünyamın ayrılmaz bir parçası.

Yeniden markalar ve ürün tanıtımları yapmaya karar verdim. Yurt dışından yeni dönmüş olmamın da heyecanıyla biriktirdiğim tecrübeleri yeniden yazmak için geçtim bilgisayar masasına.

hayır internetteki bilgi kirliliği gibi, bir bakıma marka kirliliği de var buna dikkat çekmek istiyorum.
Fiyatının yüksek olması markanın mükemmeller yarattığı anlamına mı gelir acaba, ya da eczanelerde satılan ürünler daha mı sağlıklıdır tüm bu soruları cevaplamak için sabırsızlanıyorum...

işte aldım sazı elime başlıyorum...

yine sonbahar ve yine cildimizin kuruluk sorunları ile başlayalım, cildinizin kuruluğunun en temel sebebi susuz ya da bir diğer deyişle nemsiz kalmasıdır. Bunu ilk olarak bol su içerek dengelemelisiniz. Ancak cildinizin yine de nemsiz kaldığından şikayetçi iseniz burada doğru nemlendirici ile işe başlamalısınız. Her nemlendirici aynı olmadığı için takdir edersiniz ki cilt tipinize en uygun olanı bulup onu kullanmalısınız.
Bugün sizin için üç ürün karşılaştırmak istiyorum.
ilk ürün Clinique markasına ait popüler bir nemlendirici

İkinci seçili ürünüm Dior Hydra Life


Üçüncü olarak karşılaştırmak istediğim ürün ise Loreal Triple Active Fresh 


yukarıda ambalajlarıyla gördüğünüz üç ürün hakkında şahsi tecrübeleri paylaşmak istiyorum. Benim gibi hassas alerjik yapılı cilde sahip olanlar açısından burada yazacaklarımın daha çok anlamı olacağı kanaatindeyim. 
Hiç kuşkusuz cildinizin hassasiyetine karşı soğuk havalarda özel önlemler almanız gerekli, bunda da en isabetli iş doğru nemlendiriciyi seçmeniz.

Clinique markasından yukarıda gördüğünüz sarı nemlendirici hassas ciltler için koruma sağlamıyor. Hiç birşey sürmeden dışarı çıkmaktansa tabi ki olabilir ama ne yazık ki ideal olan değil.

Dior için ise Clinique markasındakinden biraz farklı şekilde yorumlar yapacağım. Dior öncelikle size markasının iletişim gücüyle yaklaşıyor. Dior ise tabi ki korur düşüncesinde olabilirsiniz ancak burada da  şüpheyle yaklaşmanızda fayda var, çünkü ilk kullandığınızda bu ürüne de cildinizin alışmasını bekliyorsunuz ve kısa süreli yanma hisleri yaşanabiliyor cildinizde. Cildiniz tabi bir süre sonra ürüne alışıyor ve o anda 180 TL civarındaki kreminizin bittiğini ve yenisini almanız gerektiğini görüyorsunuz. 
Ancak fiyatı ile ürün performansı değerlendirildiğinde tamamen DIOR markasının iletişim gücüne verdiğiniz paranın miktarı daha çok ortaya çıkıyor. Ürün asla kötü değil ama Türkiyede bu denli pahalı olması bu ürünü yeniden almam hususunda fazlaca bir önyargıya düşmeme sebep oldu. 

Loreal markasından yaptığım son tercih ise, yukarıdaki iki markadan son derece daha makul fiyata sahip ama beni yine de mutlu etmeye yetmedi. Bir müddet kullandım ancak cildimin bu kreme alışması için bekleyemeyeceğimi de fark ettim. Bu ürün için de tekrar yenisini almayı düşünmediklerimden diyebilirim.

Özetle hiç nemlendiriciniz yoksa mutlaka bunlardan birisini edinin derim, ancak halen en iyiyi arıyorum size de bulduğumda mutlaka haber vericem. şimdilik beklemede kalın..........

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder